Sairler
Necip Fazıl Kısakürek (1905 - 1983)
26 Mayıs 1905'da doğdu. Maraş'lı bir soydan gelen Necip Fazıl'ın çocukluğu, mahkeme reisliğinden emekli büyük babasının İstanbul Çemberlitaş'ta ki konağında geçti.
Yunus Emre
Türk halk şairlerinin tartışmasız öncüsü olan ve Türk'ün İslam'a bakışını Türk dilinin tüm sadelik ve güzelliğiyle ortaya koyan Yunus Emre, sevgiyi felsefe haline getirmiş örnek bir insandır.
Necip Fazıl Kısakürek
26 Mayıs 1904′te, Perşembe günü sabaha karşı, İstanbul’da büyük bir
konakta doğdu.
Kayıtlı bir şecereyle, Alâüddevle devrinin Şeyhülislâmı Mevlâna Bektût Hazretlerine dayanan ve Osmanoğullarından daha eski bir familya olan Dülkadiroğullarına bağlı “Kısakürekler” soyuna mensuptur.
Babası, Mekteb-i Hukuk mezunu, Bursa’da âzâ mülazımlığı, Gebze savcılığı ve kısa ömrünün son senelerinde Kadıköy hakimliği görevlerinde bulunmuş, gayet enteresan ve alakaya değer bir insan olan Abdülbâki Fazıl Bey (öl. 29 Kasım 1920); annesi, Girit muhacirlerinden bir ailenin kızı, kayıtsız şartsız teslimiyet örneği, derin ve fedakâr bir müslüman- TÜRK kadını Mediha hanımdır. (öl. 10 Haziran 1977)
Ziya Gökalp
Ziya Gökalp (1876-1924) öncelikle Türkiye’yi Sosyoloji ile tanıştıran kişiydi ve ateşli bir Türk Milliyetçisi olarak sosyolojiyi entellektüel bir temel oluşturmada esas aldı.
Mahallî,resmî bir gazetede mesul müdür bir memurun oğlu olan Mehmet Ziya (daha sonra Gökalp) Diyarbakır’da doğdu, orada laik okullara devam etti ve aynı zamanda islam hukukuna vakıf olan amcasından geleneksel islam ilimlerini öğrendi. 18 yaşında intihara teşebbüs etti. Yine de, bir sonraki yıl İstanbul’a gidebildi ve Baytar Mektebine (Veterinary College) kaydını yaptırdı.
Daha önce Jön Türklerin (Young Turks) fikirlerinden etkilenen Gökalp, 1985 yılında İstanbul’da gizli bir örgüt olan İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin (Union and Progress) üyesi oldu. 1898′de tutuklandı; bir yıllık mahpusluk devresinden sonra bütün zamanını çalışmalarına adadığı doğduğu şehre sürgün edildi. O yıllarda Paris’te sürgünde olan Jön Türkler Fransız sosyolojisinden çok yoğun olarak etkilenmişti.İçlerinde Le Play hayranı olan Prens Sabahattin, Osmanlıların sadece sosyolojik çalışmalar yoluyla sosyal değişmeyi anlayabileceklerini daha sonra bu görüş Gökalp tarafından da desteklenmişti ve imparatorluğu bir arada tutan çeşitli unsurlar arasında uzlaşma sağlama yolunu bulabileceklerini (28 Ağustos, 1099 tarihli Peyman gazetesinin ilk sayısında) beyan etmişti.
Ahmet Hamdi Tanpınar
2 Ocak 1852’de İstanbul’da doğdu. Hekimbaşı Abdülhak Molla’nın torunu, tanınmış tarihçi ve Tahran Büyükelçisi Hayrullah Bey’in oğlu. Kısa süre Rumelihisar Rüşdiyesi’ne devam etti. Yanyalı Tahsin Hoca ile Edremitli Bahaeddin Efendi’den özel dersler aldı. 1862’de 10 yaşındayken ağabeyi ile birlikte Paris’e babasının yanına gitti. Bir süre Paris’te eğitim gördükten sonra 1864′te İstanbul’a döndü. Yaşının küçüklüğüne rağmen Bab-ı Ali’de tercüme odasına katip olarak girdi. Bir yıl sonra Tahran Büyükelçiliği’ne atanan babasıyla birlikte İran’a gitti. Farsça öğrendi. Babasının 1867’de ölümü üzerine İstanbul’a döndü. Maliye Mühimme Kalemi’ne girdi. Şûra-yı Devlet ve Sadaret kalemleri’nde çalıştı. 1871′de Fatma Hanım’la evlendi.1876′da Paris Büyükelçiliği İkinci Katipliği’ne atandı. 1878′de görevden alındı, iki yıl açıkta kaldı. 1881′de Gürcistan’da Poti, 1882′de Yunanistan’da Golos konsolosluklarına, 1883′te Bombay Başkonsolosluğu’na atandı.
Bombay’dan gemiyle İstanbul’a dönerken uğradıkları Beyrut’ta eşi Fatma Hanım’ı kaybetti. Bu ölümün sarsıntısıyla ünlü şiiri “Makber”i yazdı. 1886′da Londra Büyükelçiliği Başkatipliği görevine getirildi. londra’da Bayan Nelly ile evlendi. 1895′te Lahey’e elçi olarak gönderildi. Bir yıl sonra Brüksel elçiliğine getirildi. Nelly’nin 1911′de ölmesinden sonra İstanbul’da Cemile Hanım ile evlendi. Bu evlilik 20 gün sürdü. 1912′da Belçika asıllı Lüsyen Hanım’la evlendi. Aynı yıl görevden alınınca İstanbul’a döndü. Meclis-i Âyan üyeliğine getirildi. İstanbul’un 1920′de işgal edilmmesi üzerine Viyana’ya gitti. Sıkıntı içinde yaşadı. Ankara Hükümeti yurda dönmesini sağladı. Cumhuriyet’in kuruluşundan sonra kendisine maaş bağlandı. İstanbul Maçka Palas’ta bir daire verildi. 1928’de İstanbul Milletvekili seçildi ve ölünceye kadar milletvekili olarak kaldı. 12 Nisan 1937’de İstanbul’da öldü. Mezarı Zincirlikuyu’da.
Mehmet Akif Ersoy
1873 yılında İstanbul’da doğdu. Bir medrese hocası olan babası doğumuna ebced hesabıyla tarih düşerek ona “Rağıyf” adını vermiş, ancak bu yapay kelime anlaşılmadığı için çevresi onu “Âkif” diye çağırmıştır. Babası Arnavutluk’un Şuşise köyündendir, annesi ise aslen Buharalı’dır. Mehmed Âkif ilköğrenimine Fatih’te Emir Buharî mahalle mektebinde başladı.Maarif Nezareti’ne bağlı iptidaîyi ve Fatih Merkez Rüştiyesi’ni bitirdi.Bunun yanı sıra Arapça ve İslami bilgiler alanında babası tarafından yetiştirildi. Rüştiye’de “hürriyetçi” öğretmenlerinden etkilendi. Fatih Camii’nde İran edebiyatının klasik yapıtlarını okutan Esad Dede’nin derslerini izledi.
Alt Kategoriler
- Evliyalar
- Mucitler
- Yazarlar
- Sporcular
- Siyasetciler
- Sairler
- Peygamberler
- Osmanli Padisahlari
- İŞADAMI
- SEN DE EKLE
Ana Bölümlerimiz
- Anasayfa
- Tüm Konular
- Hikayeler
- Fikralar
- Masallar
- Efsaneler
- Biyografiler
- Destanlar
- Nasihatlar
- Videolar
Hikaye Sitelerinden
- Ihya Hikayeleri
- Zehirliok Hikayeleri
- Dini Hikaye ve Kissalar
- KeskinBicak Hikayeler
- Hidayet Öyküleri
- Dini Hikayeler
- Sahabelerin Hayatlari
- Molla Cami Hikayeler
- Videolar ve Hikayeler
- Islami Kariyer Hikayeleri
sitemizde su an teknik calismalar oldugu icin bazi konu ve bölümlere ulasamaya bilirsiniz. anlayisiniz icin tesekkür ederiz. En kisa zamanda sitemizi daha da güzellestirecegiz insaallah.