Temiz » Hikayeler » Nükteler

Nükteler

Karşılaşma

Aradan uzun yıllar ve hayatın çeşitli merhalelerinden geçtikten sonra iki eski arkadaşın birbirlerini tanıması hayli zordur. Kader onları ikinci bir defa yan yana getirdiğinde birbirlerini hiç tanımadan kendi yollarına gitmeleri işten bile değildi. Ses. İnsan sesi. Geçen yılların ardından değişmeden kalabilen tek ipucu.

Devamini Oku

Atasözleri 1

Mutluluk dürüstlükgle gelir.

Kadere kapı kapanmaz

Gönülün sınırı yoktur.

Devamini Oku

Uğursuzluk



Avcı Sultan Mehmet bir gün adamlarıyla beraber akşama kadar bir keklik bile vuramaz. Bunun sebebini de, sabahleyin gördüğü bir dervişin uğursuzluğuna bağlar. Solaklara seslenir. Saraydan çıkarken, şu şu tipte, sivri külahlı, sırtı kambur birinin önünden geçtiğini söyler ve hemen bu adamı bulmaları emrini verir. Tarife göre Bektaşi babalarından ayyaş Hamza Babayı yaka paça huzura getirirler.
Sultan:
- Bre uğursuz, nabekar! Bugün sabahleyin karşıma çıktın. Bu yüzden akşama kadar bir ava rastlayamadım. Bu ne uğursuzluktur. Vurun kellesini...
Bektaşi bakar ki kelle elden gidiyor. Son bir dileğini açıklamak için söz alır:
- A devletlim siz beni gördünüz bir keklik vuramadınız. Ama insaf ediniz, benim de bugün ilk gördüğüm sizdiniz ve kellemi kaybediyorum. Söyleyin, uğursuzluk hangimizde!"

Devamini Oku

Degisen Sizin Kalbiniz

                                      

Bir padişah, bir iki vezirini ve diğer erkandan birkaçını yanına alarak payitahta (başkente) yakın yerleşim merkezlerinde bir gezintiye çıkmıştı Payitahttan ayrılıp bir kaç saatlik bir yol katettikten sonra yolları üzerindeki bir nar bahçesinin kıyısında dinlenme molası verdiler Olgunlaşmış, tam kıvamını bulmuş olan narlar insanın iştahını kabartıyordu Padişah bahçe içinde çalışmakta olan yaşlı bir adamı yanına çağırdı sordu:

- Bu güzel nar bahçesi kimin?

- Bu nar bahçesi benimdir efendim, babamdan miras kaldı

- Oğlun, uşağın var mı?

- Allah bize oğul uşak vermedi efendim, bir karı kocadan ibaret iki kişilik bir aileyiz

Devamini Oku

Dogru Yoldan Ayrilmamak

                                           
Aylaklıktan, başıboşluktan usanan, bunun çıkar yol olmadığını anlayıp doğru yola gelmeye karar veren mirasyedi bir adam, ülkesinin kralına çıkıp, doğruluktan ayrılmadan, dürüstçe yaşamak için kendisine bir yol göstermesini istedi Kral adama ağzına kadar dolu bir fıçı zeytinyağı verdi Bunu tek bir damla bile dökmeden şehrin bir ucundan öbür ucuna götürmesini, bir damla dahi döktüğü takdirde hemen orada boynunun vurulacağını söyledi Yanına da kontrol için yalın kılıç iki gözcü verdi Adam fıçıyı kralın buyruğuna uygun şekilde, bütün gücünü, dikkat ve zekasını kullanarak bir damla bile dökmeden şehrin bir başından öbürüne götürdü Sonra geri dönüp kralın huzuruna yeniden çıktı Verilen görevi eksiksiz yerine getirdiğini söyledi Kral adama sordu:


 

 

Devamini Oku

Kör şairin cevabı

Hilâl-i Râi’nin bir dostu vardı: Kör şâir (pardon, “görme engelli”) Beşşâr. Hilâl ona arasıra ağırca lâtifeler yapardı. Bir gün yine dedi ki:

— Hazret, Cenâb-ı Hak bir kimseyi görmekten mahrum ederse, onun yerine başka bir nimet verirmiş. Senin ki nedir?

Beşşâr cevap verdi:

— Sizin gibilerin yüzünü görmemek...

Devamini Oku

Bİzde selam temannâ usûlü verilir

 

İbnülemin Mahmud Kemal İnal Bey'in konağına ilk defa giden genç bir tıbbiyeli, içeriye adımını atar atmaz büyük bir gaf yapar. Orada bulunan zevâtı selâmlamak maksadıyla, birkaç kere başını öne arkaya sallar. Böyle şeylere son derece dikkat eden Mahmud Kemal Bey, öfkeli bakışlarını bu acemi gence çevirir ve haşin bir üslupla sorar:

— Evlâdım, senin adın ne?

Genç adam şaşkınlıkla cevap verir:

— Mustafa efendim!

Mahmud Kemal İnal Bey, gence tevcih ettiği şu sözlerle, orada hazır bulunanları gülmekten kırıp geçirir:

— Bak oğlum, adın tam bir Müslüman adı. Bizde selâm temennâ usûlü verilir. El, aşağıdan yukarı kaldırılır, kalbe götürülür, sonra başa konulur ve, “es-Selâmü aleyküm” denir. Ne o, ‘senin de, senin de...’ der gibi başını sallıyorsun?

 

Devamini Oku

Kadın aklı

Vaktiyle,  bir derviş bir Ramazan akşamı iftara davetliydi. Derviş, yatsıya yakın, evine döndü ve karısından mümkünse kendisi için sofra hazırlamasını istedi. Karısı:“Sen davette değil miydin? Ne yemeği?” deyince, derviş:“Sorma” dedi. “Çok yersem, arkamdan ‘Halis derviş değilmiş’ diye konuşmalarından korktum, pek birşey yiyemedim.” Bunun üzerine, karısı:“Tamam” dedi. “Sen şu akşam namazını kıl da, ben o arada sofrayı hazırlayayım.” Derviş:“Ama” dedi, “ben akşam namazını orada kılmıştım.”Karısı cevap verdi:“Sen arkamdan kötü konuşurlar diye pek yemek yiyemediğine göre, arkamdan iyi konuşsunlar diye de namazı uzatmışsındır” dedi. “Hadi, akşam namazını bir daha kılıver de, o arada sofrayı hazır edeyim.”Rivayet edilir ki, hanımının bu ikazından sonra dervişin aklı başına geldi ve riya derdinden kurtulup halis bir derviş oldu.

Devamini Oku

Adama göre adam gönderirler

 

Osmanlı elçisi olarak Fransa Kralı'na gönderilen İncili Çavuş'un elbisesinin bazı yerlerinde yama varmış. Kral kıyafetinden dolayı yadırgadığı İncili Çavuş'a:

"Bana senden başka gönderecek adam bulamamışlar mı?" diye sormuş.
Bu soruya İncili Çavuş şu cevabı vermiş:
"Osmanlılar, adama göre adam gönderirler. Beni de sana göndermelerinin sebebi bu olsa gerek."

Devamini Oku

DUDAKLA BARDAK ARASI


Eski Sisam krallarından Ancee adında bir zalim, yeni yaptırdığı bir bağa üzüm kütükleri diktiriyormuş. İşlerin bir an önce bitmesini sağlamak için de kölelerini hiç dinlenmeden çalıştırıyormuş. O zavallı kölelerden biri, bir gün pek bitkin düştüğü için dayanamaz ve zalim krala,

- Niçin bu kadar acele ediyorsunuz efendim? Siz bu bağın üzümlerinden yapılacak şarabı hiç bir zaman içemeyeceksiniz ki! deyivermiş.


Devamini Oku

« geri 1 2    ileri »
YEMEK | Talebe Yurdu | ihya soft | KADIN | BEBEK | BIZ

ihyaList - ihya.org kaliteli siteler arsivi Popüler Siteler