Temiz » Fikralar
Fikralar
Bu Kediyse Et Nerede?
{mosimage}
Nasreddin Hocanın canı bir gün yahni ister. Kasaba gidip iki kilo et alır, eve gönderir. Hocanın karısı, yahniyi pişirirken komşuları çıkagelir. Misafire ikram edecek başka şeyi olmadığından yahniyi pişirip, komşularına ikram eder.
Akşam olup da evine yorgun argın dönen Hoca, yahninin özlemiyle sofraya kurulur. Biraz sonra karısı Hocanın önüne bir tabak bulgur aşı koyar. Hoca kızar:
- Hatun, hani bizim yahni? Karısı misafire ikram ettiğini söylemeye cesaret edemez.
- Hiç sorma efendi! Senin gönderdiğin eti kedi yedi, der. Hoca sofradan kalkar. Kediyi tartar.Kedinin zayıflıktan bir deri bir kemik ve açlıktan bitkin halde olduğunu görür.
Bir karısına bir kediye bakar.
- Hatun, gerçekten eti bu bizim kedi mi yedi? diye sorar. Karısı:
Ya Üstünde Ben Olsaydım
{mosimage}
Bir gün Hoca eşeğini kaybetmiş. Aramadık yer, sormadık insan bırakmamış ama ne olmuşsa olmuş, bulamamış eşeği.
Oturup derdine yanacak yerde, bu hale de şükretmeye başlamış. Komşuları:
- Bre Hoca, canın sağ olsun ama, neticede eşekten oldun, şükredecek ne var bunda?" demişler.
Hoca cevap vermiş:
Eşeğin Yönü Ters
{mosimage}
Bir gün Hoca eşeğe yüzü arkaya bakacak şekilde yanlış oturmuş.
- Hoca, diye seslenir insanlar, eşeğine ters biniyorsun!
Hoca;
- Hayır, diye cevaplar, eşeğe ters biniyor değilim. Eşeğin yönü ters!..
Dünyanın Dengesi
{mosimage}
Dünyada meraklılar çok...
Biri hocaya:
- Şu dünya ne kadar tuhaf demiş.
Hoca ak sakalını sıvazladıktan sonra:
- Neresi tuhaf diye sormuş.
- Sabah oldu mu insanların her biri bir tarafa gidiyor.
Bazıları bu yana bazıları bu yana...
Neden ki? Deyince...
Yem
Nasreddin Hoca, bir gün eşeğiyle odun getirir. Hava da çok sıcak olduğundan hem kendisi hem eşeği kan ter içinde kalırlar. Hoca odunları indirir, yerleştirir.
Karısına:
- Hatun, eşek çok yoruldu, onu bir yemleyiver, diye seslenir.
Karısıda o gün yorgun olduğundan:
- Efendi, benim işim var, sen yemleyiver, der.
Hoca sıcaktan iyice bunalmış vaziyette kendini minderin üzerine atar.
- Olmaz! Hiç halim yok, veremem, sen ver der.
Eşeğin yemini sen vereceksin ben vereceğim derken iş kızışır. Epeyce tartışırlar.
En sonunda Hoca:
Halkın Dilinden Kurtulan Varmı
Nasreddin Hoca bir gün oğlunu yanına alır ve merkebi ile birlikte pazara gitmek üzere yola çıkar. Yolculuk esnasında önce oğlunu merkebe bindirir, kendi yayan yürümeye başlar. Yanlarından geçenler Hoca'yı, yaya oğlunu eşeğin üstünde görünce kendi aralarında oğlunun da duyacağı şekilde;
- "Hey gidi zamane gençleri! Utanmadan kendi merkebin üstüne kurulmuş, ihtiyar babasını yayan yürütüyor..." diye fısıldaşırlar. Bunu duyan oğlu rahatsız olur ve;
- "Baba! Bin şu merkebe! Bana sitem ediyorlar!" der. Bunun üzerine, Hoca biner, oğlu yürümeye başlar. Bir müddet böyle giderler. Bu kez karşılarına çıkan bir tanıdık Hoca'ya çıkışır:
- "Hocam! Senin kemiklerin sertleşmiş, bu oğlun daha taze. Onu bu kadar ezmek doğru mu?" der. Hoca oğlunu da merkebin terkisine alır. Daha birkaç adım gitmeden hayvana acıyanların:
- "Bakın şunlara! Hiç merhametleri de yok! Küçücük merkebe iki kişi binmişler! Utanır insan!" diye konuştuklarını duyan Hoca da, oğlu da merkepten inerler. Hayvan önde, onlar arkada yaya yola revan olurlar. Onları görenler gülerek:
- "Allah! Allah! Dünyada ne şaşkın insanlar var? Merkep önde bomboş gidiyor, bunlar da yaya yürüyorlar!" dediklerini duyunca Hoca ellerini açar ve şöyle der.
- "Ey Allâh'ım! Halkın dilinden kurtulabilen var mı?"
Nasreddin Hocanın Zengin Olma Düşüncesi
-Efendi ! Eşeği neden geri getirdin , satamadın mı yoksa? Diye sormuş.hoca Merhum:
-Satıyordum baktım ki pek ucuza gidecek kıymetini arttırmaya başladım.Sonunda benim üzerime kaldı.Ben de getirip ahıra bağladım.Nasıl karlı bir iş yapmış mıyım? Demiş.Karısı:
-Aman hocam iyi yapmışsın yapmasına da bir de beni dinle.Bir güzel iş çevirdim ki sorma gitsin:
Kapıdan yoğurtçu geçiyordu.Yoğurt almak için bir kap verdim.Baktım adam darasını almadan yoğurdu dolduruyor.Ben de çaktırmadan kolumdan bileziği çıkardığım gibi terazinin öbür kefesine koydum.Hiç farkına varmadı.Gerçi bileziğimde yoğurtçu ile gitti ama eksik yoğurt vermesine engel oldum, deyince Hoca gülmüş ve:
-İyi iyi hanım hadi bakalım sen içerden ben dışardan şu evi bir güzel çekip çevireceğiz galiba demiş.
Bir Taşta İki Kuş
Adamın tembel mi tembel bir uşağı vardı. Bir gün onu üzüm ve incir almaya gönderdi, ama uşak sadece üzümle çıkageldi.
- Ben sana demedim mi, sana bir iş verirsem iki iş birden yap diye ha?
Peygamberi Barbar Cengiz
Hoca bir gun Timur'un adamlarından birine sormuş:
- Sen hangi mezheptensin?
Adam elini göğsüne koyarak,
- Emir Timur! demiş.
Oradaki bir başkası
Mum Ateşiyle Pişen Yemek
Bir gün Nasreddin Hoca ve arkadaşları iddiaya tutuşmuşlar. Eğer Hoca karanlık ve soğuk bir gecede, sabaha kadar köy meydanında bekleyebilirse arkadaşları ona güzel bir ziyafet çekecekmiş. Şayet bunu beceremezse o, arkadaşlarına ziyafet çekecek. Kararlaştırılan gün Hoca meydanın ortasında, sabaha kadar tir, tir titreyerek beklemiş. Sonra yanına gelenlere :
-- Tamam demiş. İddiayı kazandım.
-- Ne oldu ne yaptın demişler.
Alt Kategoriler
- Karma Fikralar
- Nasreddin Hoca
- Temel Fikralari
- Asker Fıkraları
- Adamın biri fıkraları
- Kısa fıkra ve Espriler
- Öğrenci Öğretmen Fıkraları
- Çocuk Baba Fıkraları
- SEN DE EKLE
Ana Bölümlerimiz
- Anasayfa
- Tüm Konular
- Hikayeler
- Fikralar
- Masallar
- Efsaneler
- Biyografiler
- Destanlar
- Nasihatlar
- Videolar
Hikaye Sitelerinden
- Ihya Hikayeleri
- Zehirliok Hikayeleri
- Dini Hikaye ve Kissalar
- KeskinBicak Hikayeler
- Hidayet Öyküleri
- Dini Hikayeler
- Sahabelerin Hayatlari
- Molla Cami Hikayeler
- Videolar ve Hikayeler
- Islami Kariyer Hikayeleri
sitemizde su an teknik calismalar oldugu icin bazi konu ve bölümlere ulasamaya bilirsiniz. anlayisiniz icin tesekkür ederiz. En kisa zamanda sitemizi daha da güzellestirecegiz insaallah.