Temiz » Hikayeler » Dostluk Hikayeleri

Dostluk Hikayeleri

İki Dostun Hikayesiii....

Çok iyi iki dostun arkadaşların hepsine ibretlendirecek bir hikaye.......

Devamini Oku

Rüzgar İle Yaprak

Rüzgâr ile yaprak dost oldular. Artık rüzgâr savurmuyordu yaprağı.
-”Söyle dostum, nereye istersen oraya götüreyim seni” dedi rüzgâr yaprağa.
Yaprak düşündü taşındı, aklına hiçbir şey gelmedi. Tekrar sordu rüzgâr:
- Hadi söyle seni istediğin yere taşıyayım.
Tekrar düşündü yaprak , aklına yine bir şey gelmedi…
- ”Bilmiyorum rüzgâr kardeş, aklıma hiçbir şey gelmiyor. Sen söyle ?” dedi.
Rüzgâr:

Devamini Oku

gökkuşağının sonundaki sır

burada gerçek bir dostluğun nasıl olacağı anlatılıyor...

Devamini Oku

Dost ...

Genç adamın biri,
Dermiş babasına her gün;
Benim de dostlarım var, sendeki dost gibi'
Baba, itiraz eder,
Olmaz öyle çok dost, hakikisi
Belki bir, belki ikİ
Fazlasını bulamazsın gerçek, hakiki...

Devamini Oku

İKİ ARKADAŞ VARDI

“İki akran,iki arkadaş vardır.Birbiri ile görüşüp tanışmakta,konuşmaktadırlar.Yalnız,kalbleri birbirini tutmamaktadır.Çünki birisi gerçekten inanmış bir gönüle sahib,diğeri inanmamış bir kalbin sahibi.Her ikiside birbirini kendi dünyalarına çekmeye çalışır.Fakat muvaffak olamazlar.Kâfir,arkadaşı mümini saptırmak,Allah yerine kadına,paraya,şeytana kaptırmak için ona şu soruyu sorar:”Sen demek,ölü toprak ve çürümüş kemik haline geldikten sonra tekrar dirilip hesap vereceğimize,cezaya düçar olacağımıza veya mükâfata konacağımıza inanıyor musun?”

Devamini Oku

Eskimeyen Dost

{mosimage} 

Çay bahçesinde oturan 55-60 yaşlarındaki adam, yanına yeni gelen aynı yaşlarındaki arkadaşına öfkeyle söyleniyordu;

    - Biraz daha gelmeseydin canım, kök salıyordum yavaş yavaş.

    - Aziz bey, insan arkadaşını böyle mi karşılar.

    Aziz bey, ayağa kalkıp arkadaşına sarıldıktan sonra sitemli konuşmalarına devam etti.

    - Ahmet bey, beni saatlerce bekletmen doğru mu!

    - Aziz bey, iyice yaşlandın. Ne saatlercesi yahu. Beklediğim otobüs geç geldi, sonra da trafiğe takıldı işte

    - Bir önceki otobüse binseydin.

    - Bak kırmaya başlıyorsun beni.

    Aziz bey, nazını götürdüğünü bildiği arkadaşına yüklenmeye devam etti;

    - Kırmak mı! Asıl kırılan benim yahu. Buluşalım, bir çay-kahve içelim diyen sensin, geç kalan yine sen.

    - Tamam yahu ettik bir kusur. Unut artık.

    - 'Unut' muş, hani edebiyat sohbeti yapacaktık, şiirler okuyacaktık. Bu moralle oku okuyabilirsen. Heves mi bıraktın!

    - Azizim Aziz, unut moral bozan konuları, kapat artık. Çevrene bak; çiçekler açmış, kuşlar şen-şakrak, bir bahar rüzgarı yüzümüzde. Neşelen, kahveciye rica ederim şimdi, senin sevdiğin bir eski şarkının plağını da çalar. Daha ne istersin şu üç günlük dünyadan.

    Sözü biterken kahveciye doğru el salladı. Kahveci, bu iki ihtiyarın hemen hemen her hafta gelmesine, eski şarkılar dinleyip, şiirler okuyarak sohbet etmesine alışmıştı. Alıştığı işareti alan kahveci, uzaktan onların hafif atışmalı hallerini görünce, kendi kendine mırıldandı; “Aziz bey yine öfkeli, uygun bir şarkı çalmalı”. Diyerek plakları karıştırmaya başladı.

    Kahvecinin koyduğu plaktan, “Sen benim eski değil, eskimeyen dostumsun” şarkısı kulaklarından ruhuna yayılırken, Aziz bey yumuşadığını belli eden bir ses tonu takınsa da yine sitemli konuştu;

 

Devamini Oku

SU, kendine sırdaş arıyordu

                          

SU, kendine sırdaş arıyordu

-Önce buluta verdi sırrını.
-Ağır geldi sır buluta.
-Sağanak sağanak döktü suyun tüm sırlarını.
-Sonra göle gitti su.
-Ona anlattı derdini.
-Bu arada bulut suyun sırrını tekrar tekrar yağmur yapıp, dolu yapıp, kar yapıp savurduğu için , zaman zaman taşıyordu
göl ve suyun sırrı iyice açığa çıkıyordu.
-Sonra nehre ulaştı suyun sırrı.
-Nehir aldı suyun sırrını çekti gitti.
-Dereye verdi.

Devamini Oku

Ada Sahibi Ya Da Ada Olmak

{mosimage} 

Tanınmış gezgin Thomas Cook, bir araştırma gezisi sırasında Atlas Okyanusu'nun ıssız bir yerinde, çığlıklar atan milyonlarca kuşun havada daireler çizerek uçtuğunu gördü. Kulakları sağır edecek denli yüksek sesle çığlıklar atan kuşların kimileri yoruldukça, kendilerini okyanusun dev dalgaları arasına atıyorlardı. Onlar bu son hareketleriyle yaşamlarına son veriyorlar, kendilerini okyanusun dalgalarına bırakırken, çaresizlikten ölüme teslim oluyorlardı.

     Bu olaya yalnızca Thomas Cook değil, o bölgede ki balıkçılarda yıllardır tanık olmuşlardı. Kuş bilimcileri ise, yaptıkları araştırmalarda göçmen kuşların farklı yönlerden gelerek okyanusta bu noktada birleştiklerini keşfediyorlar, fakat onların, birbirleri peşisıra kendilerini ölümün kucağına atmalarının nedenini bir türlü çözemiyorlardı.

     Gerçek, geçtiğimiz yüzyılın ortalarında anlaşıldı. Bu trajik olayın yaşandığı yerde bir zamanlar bir ada vardı. Göçmen kuşların göç yolu üzerinde bulunan bu ada, bir deprem sonunda, okyanusa gömülmüştü. İnsanların, yok olduğunun bile ayırdına varamadıkları ada, göç yollarının ortasında kuşlar için vazgeçilmez "dinlenme" durağıydı. Kuşlar binlerce yıllık kalıtımsal alışkanlıklarıyla adanın yerini bilmekteydiler ve yıpratıcı, uzun yolculuklarının ortasında, biraz dinlenebilmek ve toparlanabilmek için, yine binlerce yıllık kalıtımsal güdüleriyle, okyanusun ortasındakiadaya geliyorlardı ama...

Devamini Oku

YEMEK | Bilim Vadisi | Ailem

Emsile . Bina . Magsud | Avamil . İzhar . Kafiye | Alaka . Menar . İsa Guci . Akaid . Emali | Feraiz . Nurul İzah . Kuduri . Dürer . Mecelle | Molla Cami . Telhis